BoraKoleksiyonu Seçkisi Aporia

Aporia

Aporia, Antik Yunan felsefesinin kavramsal ve düşünsel temellerinde şekillenen bir terimdir.
Bir kavramın veya nesnenin içkin çelişkilerinden ya da kendi doğasındaki çatışmalardan
doğan ve çözümü oldukça zor olan bir düşünce sorununu ifade eder. Ayrıca, düşüncenin
içsel paradokslarını ve çözümsüz tezatlarını simgeler. Bu kavram, sıklıkla insan zihninin
çelişkili ve karmaşık yapısını anlamaya çalışan düşünürler için bir açıklama aracı olmuştur.
 
Ali Elmacı, Leyla Emadi, Fırat Engin, Uğur Güler, Hakan Sorar ve Evren Sungur’un farklı
dönemlere ait eserlerini bir araya getiren karma sergi Aporia, sürekli gelişen ve kültürel
olarak evrilen dünyamızın, güç mücadeleleri tarafından şekillendirilen derin çelişkilerini
anlamamıza yardımcı olacak eleştirel bir bakış açısı sunmayı amaçlıyor.
 
Tarihsel uzamda incelediğimizde bireyi uygar olma amacıyla doğasının getirdiği
alışkanlıklardan arınma çabası içerisinde buluruz. Bu çaba, içgüdüleri, arzuları ve ilkel
tepkileri bastırmaya yönelik bir çabadır. Sahip olduğumuz değerler, toplumsal normlar ve
benimsememiz gereken idealler ile insan doğasının bir çatışma içinde olduğunu
gözlemliyoruz. Bu çatışma toplumsal ölçekte, bazen uygar toplumların bitmek tükenmez
barış arayışı ile bu uğurda askeri çatışmalara katılım arasındaki ironik bir ilişki olarak, bazen
de bireyler ve uluslar arasındaki ilişkilerde, medya, kültür, hükümetler ve endüstriler gibi
alanlarda gözlemlenen belirgin riyakârlıklarla tezahür eder. Aporia, bu çelişkili atmosferde,
modern toplumun içinde bulunduğu paradokslardan yola çıkarak çağın ikili doğasını gözler
önüne sermeyi amaçlar.
 
Sanatçı Ali Elmacı’nın (d.1976, Sinop) sergide yer alan 2017 tarihli büyük ölçekli resmi
Zaaflarımda Senin Kokun Var, cesur ve renkli ambiyansı ve dinamik kompozisyonuyla
seyirciyi karşısında durarak düşünmeye davet ediyor. Elmacı'nın eserlerinde; toplumsal
kalıplar, medya, otorite ve çeşitli değerlerin eleştirisi, renkli figürlerin çarpıcılığı ile ustaca
gizlenmiş bir tema olarak sürekli karşımıza çıkar.
 
Leyla Emadi (d.1977, Ankara), sanatında toplumsal baskı, şiddet ve zulüm gibi konulara
odaklanırken, bu durumların etkisi altındaki bireyleri ön plana alır. Sanatsal pratiğinde,
bireylerin cinsiyet, din, siyaset, ideoloji ve geleneksel düşüncelerle olan doğrudan ilişkilerini
ve bu faktörlerden nasıl etkilendiklerini sıkça işler. Emadi'nin sergideki eserleri, insanların
silahlarla olan karmaşık ilişkilerini görselleştirir. Tarih boyunca yaşanan savaşlar, toplumların
kendilerini ve topraklarını koruma amacıyla geliştirdikleri silahlara olan derin bağlılığı
yansıtırken, aynı zamanda gelecek nesillere yönelik silahsızlanma ve barışçıl bir ütopya
hayalini de içinde barındıran bir çelişkiyi ortaya koyar.
 
Fırat Engin (d. 1982, Ankara), çalışmalarında sıklıkla sosyal adalet, küresel istila, bellek ve
kimlik konularına yoğunlaşır. Sanatçının serginin girişinde konumlanan otoporesi Last Few
Years, serginin ana mekânında ele alınan konulara karşı duyulan derin utancı ifade eder.
 
Hiperrealist ressam Uğur Güler (d.1988, Eskişehir), sergide yer alan 2023 tarihli son
serisinde günümüz otoritelerini ve güç dengelerini ele alıyor. Eserler, kapalı kapılar ardında
alınan ve bazen toplulukların geleceğini etkileyen kararları sembolik imgelerle betimliyor.
Sanatçının akrilik boya kullanarak kâğıt üzerine çizdiği kirli eller, ısırılmış bir elma veya takım
elbiseli figürler, izleyicilere hikâyenin derinliklerini keşfetme yolunda rehberlik ediyor.
 
Çalışmalarında sıklıkla beden, kimlik, politika ve cinsiyet üzerine sorular soran Hakan
Sorar'ın (d.1991, İstanbul) sergideki İlk Masal adlı eseri, izleyiciyi insanlık tarihindeki
başlangıç noktasına taşır. Bu özgün Âdem ile Havva tasviri, teknolojinin gelişiminden
yararlanarak Artivive uygulaması ile seyredilebilir. İlk bakışta statik bir dijital resim olarak
algılanan imaj böylece hareketlenir.
 
Evren Sungur (d.1980, İstanbul), eserlerinde insan türünün doğası ve evrimi gibi temel
konuları işlerken, insan davranışlarının, düşüncelerinin ve içgüdülerinin medeniyetin oluşumu
sürecindeki çelişkilerini irdeler. Sergide yer alan 2013 tarihli Güce Tapan Adam’da uzuvları
makineyle bir olmuş, ondan bağımsız hareket edemeyecek bir insan tasviri ile karşılaşırız.
Ayrıca Sungur’un sergideki diğer üç isimsiz çalışması da ziyaretçileri modern insanın güç,
savaş ve cinsiyet ilişkileri üzerine düşünmeye çağırır. Sergideki tüm resimlerinin ortak
noktası olarak görebileceğimiz parmaklıklar ardında resmin merkezindeki figürleri seyreden
gözler, aynı zamanda biz seyircileri de gözler ve gözlemleniyormuşuz hissi yaratır.
 
Aporia başlıklı karma sergi, Bora Koleksiyonu'ndan eserleri ve koleksiyonda yer alan
sanatçıların farklı dönem işlerini bir araya getirerek, farklı bir bağlamda yeniden
seyretmeye davet ediyor.